GÜNEY24.COM/Köşe Yazıları
Sevgili dostlar, değerli okurlar; savaşların çoklukla yaşandığı Orta Doğu’da son günlerde yeniden bir savaş yaşanıyor maalesef. Savaşları ve tahribatlarını Alman şair ve oyun yazarı Bertolt Brecht şu sözlerle çok net açıklamış: “Her savaştan geriye üç ordu kalır: Ölüler ordusu, yas tutanlar ordusu, hırsızlar ordusu.” Evet, çok doğru bu sözler. Birden çok savaşı takip eden bir gazeteci, bunlara tanıklık etmiş biri olarak bu sözlere katılmamak mümkün değil. Geçmişte Halepçe, Körfez Savaşı, Irak Savaşı ve Suriye’deki savaşların direkt tanığı olarak; çocuk, kadın, genç ve yaşlı binlerce kişiden oluşan ölüler ordusunu, bunlardan geriye kalan anne, baba, kardeş ve eşlerden oluşan yas tutanlar ordusunu ve evet, en iğrenç olanı, tabiricaizse “leş kargaları” diye nitelendireceğimiz o kalabalık hırsızlar ordusunu gördüm.Son savaşta da buna tanıklık ediyor ve bunu lanetliyorum. İnsanların hayatları ve umutları başta olmak üzere, çalmadıkları hiçbir şey bırakmayanlar yine iş başında. Herkes bir futbol takımını destekler gibi bir fanatizmi dillendiriyor; gerisi kimsenin umurunda değil.Savaştan önce her hafta asılan onlarca, yüzlerce entelektüelin idamına kıs kıs gülenler; savaşın ilk gününde ölen 200’e yakın genç kızın neden okulda olduklarını sorgulamayan o leş kargalarının yarısı, çıkar elde edebilmek için savaşan ülkeleri alkışlıyor. Diğer yarısı ise sonuçta kim başarı elde edecekse “Biz sizi destekliyorduk” diyebileceği günleri bekliyor. Siz kargalar unutmayın ki; savaşların kazananı yok, olmadı ve olmayacak da.Sessiz kalan birine “Siyonist”, birine “Müslüman”, diğerine “menfaatçi” diyenler; size soruyorum, siz kimsiniz? Bir farkınız yok; siz de suçladıklarınız veya alkışladıklarınız kadar suçlusunuz.
G24/Köşe Yazıları/Nail Kadırhan