Güney24
Sadece Güneyden...

  • DOLAR
    5,7794
    %0,02
  • EURO
    6,3671
    %0,04
  • ALTIN
    271,14
    %0,05
  • BIST
    103.972
    %0,83
Muhammet Esen
Muhammet  Esen
abdulkadiresen6344@gmail.com
“Bu toprakların hayale, ümide ve heyecana ihtiyacı var’’
  • 0
  • 109
  • 25 Ağustos 2019 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Bir zamanlar bilimi, yeniliği ve gelişmeleri yaşadığımız topraklardaki atalarımızdan alan batı toplumu her geçen gün biraz daha önümüze geçiyor.

Ne yazık ki geçmişte atalarımızın öncülüğünü ettiği bir çok alanı yavaş yavaş kaybediyoruz. En basitinden yaşadığımız bölgenin havası, suyu, toprağının dünyada eşi benzeri yok ancak üretemiyoruz. Geçen ay Dünyanın kayısının ihtiyacının yarısından fazlasının karşılandığı memleketim olan Malatya’daydık. Hem Kayısı yiyip hem de kayısı hasadının haberini yapacaktık. Hava koşullarından dolayı bu yıl kayısıda verim büyük oranda düştüğünden çok fazla kayısı bulamayınca yiyemeden döndük. Ancak lezzetli kayısıyı yiyemeden dönmeden ziyade kayısı üreticisinin durumu bizleri daha çok üzdü. Bin bir emekle, büyük masrafla yetiştirdiği kayısında emeğinin karşılığını hem maddi hem de manevi anlamda alamayan üretici ellerinde kalan en son çare kayısının da yakın zamanda tükeneceğini söylüyor.

Tabi bunda yanlış tarım politikalarının çok büyük etkisi var. Dinlediklerimize, gördüklerimize, anlatılanlara göre kayısıda kâr, eziyeti çeken üreticiye değil de Şire pazarında kayısı ağası olarak tanımlanan birkaç kişiye kalıyor. Bugün yaşadığımız sorunların ana kaynağı da bu işte üretimin kaymağını eziyeti çekenler değil birkaç ağa yiyor. Annesinin babasının emeğinin karşılığını alamadığını gören çocuklar o kayısı bahçelerine bakma hayaliyle değil de Avrupa ülkelerine göç etme hayaliyle büyüyor. Yani bugünkü neslin yarın toprağı, üretimi devredeceği yeni nesil yarın devir zamanı geldiğinde değil toprağı devretmek onları bu topraklarda bile göremeyecek.

Üretimin azalmasının yanı sıra yarınımızın teminatı olan gençler ve çocuklar artık hayal de kurmuyor. Hayal kuranların hayalleri de bu topraklara dair değil başka şehirlere ya da başka ülkelere dair hayaller kuruyorlar. Hâlbuki kafasını çevirip bir etrafına baksa bu topraklar medeniyetin beşiği, bilimin membaı, insanlığın doğduğu yer. Hakikaten her şey tersine döndü. Geçmişte Avrupa’nın gıptayla izlediği bu topraklarda gençler şimdi Avrupa ülkelerine gıptayla bakıyor. Biz işe buradan başlamalıyız. Gençlere bu toprakların ne kadar bereketli olduğunu zamanında nelerin yapıldığını anlatmalıyız. Güçlü, köklü geçmişimizle onları geleceğe motive etmeliyiz. Bunu yapmazsak büyük kaybederiz.

Bugün sokaktan geçen 10 gence, ‘Geleceğe dair hayalin nedir?’ diye sorun bir alacağınız cevaplar bellidir. Emin olun büyük çoğunluğu ya polislik ya da askerlik diyecektir. O meslekleri küçümsemiyorum. Elbette onları da hayal eden gençler olacaktır ama artık gençler üretmeyi, yeni bir şey yapmayı, bu topraklara bir şey katmayı düşünmüyor. Her şeyde bir kesinlik arıyor. Neden polis veya asker olmayı istiyor? Çünkü orada işin garantisi var. Maaşı belli ne zaman emekli olacağı belli tabi diğer mesleklere oranla riski daha çok ama hayal kuramadığından diğer meslekleri aklına bile getirmiyor. Bizim üretmek isteyen, memlekete katkı sunmak isteyen gençlere ihtiyacımız var. Yani velhasıl heyecana, hayale, ümide ihtiyacımız var.

Bugün bu ülkeyi yönetenlerin en çok eğilmesi gereken sorun budur. Bir ülke heyecanını, hayalini, ümidini kaybetmişse ülkenin üzerine kurulu olduğu toprağı ne kadar bereketli olsa da boştur. Çünkü o bereketli toprakları işleyecek olan ellerin hayali olmadığından üretimde gerçekleşmez. Bizde toprak, su, hava ve tohum var. Ancak bunlar ne kadar tam olursa olsun onu işleyecek olan elin heyecanı yoksa ortaya hiçbir şey çıkmaz. Bugün birçok alanda geri de olmamızın sebebi de budur. Gençler yıllarca emek verip okuyor ancak okuduğu bölüme dair hayal kurmuyor. Yani okumak için okuyor. Maksat ‘okudu’ desinler diye okuyor. Veyahut ailesini tatmin etmek için okuyor.

Gençler bu ülkenin geleceğidir. Şuan şöyle bir gençlerin geneline baktığımızda geleceğimizin çokta parlak olmadığını görebiliyoruz. Parlak bir gelecek için hayale, ümide ve heyecana ihtiyacımız var yoksa halimiz yaman…

Köşe Yazarı : Muhammet Abdulkadir Esen

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • YENİ
  • YORUM